3 Eylül 2015 Perşembe

Kan ve Yıldız Işığı Günleri - Laini Taylor









wawwww... Nereden başlasam bilemiyorum.

Duman ve Kemiğin Kızından daha karışık bir kitap olmasına rağmen mükemmeldi. Karışık olmasının sebebi, sürekli olayların farklı kişilerin gözünden anlatılması. Olaylar yoğun bir şekilde işlendiği için bir oturuşta bitirebileceğiniz bir kitap değil. Sindire sindire okumak gerek.Bu nedenle biraz yavaş ilerliyor kitap.Bir sürü yeni karakter katılıyor maceraya.  Karakterlerden bağzılarını bağrınıza basmak istiyorsunuz, bazıları içinse 'aynı tas aynı hamam' diyip bir kaşık suda boğmak istiyorsunuz. Vel hasıl, henüz okumadıysanız mükemmel bir macera sizi bekliyor.

Bu kitapla birlikte seriyi daha çok sevdim. (ah birde şu uyduruk kapakları düzeltseler) Açıkçası ilk kitapta bizi alışılmışın dışında bir dünyaya sokan yazarın, ikinci kitapta bazı klişeleri olur diye düşünmüştüm ama nerdeeee... Yazar bizleri şaşırtmaya devam ediyor. Daimi bir gizem var ortada. Bazı gizemler çözüldükçe yerini daha merak uyandırıcı olanları alıyor.

Gelelim konuya;

Eğer ilk kitabı okumadıysanız, burdan aşağısını okumayın.


Eğer okumaya devam ediyorsanız, ilk kitapta Karou ve Akiva nın o acı ve pişmanlık dolu ayrıllıklarından haberdarsınızdır. İkinci kitabın başlarında Akiva nın 'Karou öldü' diye tutturması kafamı epey karıştırdı. Epey düşündüm ilk kitabın sonunda ne olmuştu ki bu velet böyle velveleye veriyor ortalığı.Hatta açıp ilk kitabın sonlarını tekrar okudum. Yok öyle bişey. Vel hasıl bizim Akiva bulduğu buhurdanlığın içindekini Karou sandığı için öyle diyomuş sonradan anladım. Bu spoiler değil. Çünkü Karou nun gözlerinden anlatılan bölümler sayesinde biz Karou nun ölmediğini zaten biliyoruz.

Karou Eretz e geri dönüyor ama bulduğu tek şey yıkım ve ölüm. Tabi bütün bunlardan kendini sorumlu tutuyor. Hayatta kalan bir kaç Kimerayla karşılaşıyor ve onlar için yeni bedenler yapmaya başlıyor. Ama bu kimeraların içinde kötü çocuklarda var. 

Diğer tarafta ise melekler tam bir kimera katliamına girişiyor. Akiva elinden geleni yapmaya çalışsada yeterli olmuyor elbette. Karou dan gizlenen gerçekler, geçmişinden gelen süpriz dostlar, dışlanmışlığın acısı, suçluluk duygusu, havada uçuşan tehditler, koruma içgüdüsü.... Eeee daha ne olsun ki!

Kitap öyle yoğun bir kurguya sahip ki bazen kimin kiminle savaştığını unutup, kimin iyi kimin kötü olduğunu sorguluyorsunuz.






15 Ağustos 2015 Cumartesi

Kızıl Yükseliş - Pierce Brown







Kızıl Yükselişi bititrdim. Bu sene okuduğum en çarpıcı kitaplardan biriydi.Bir çok kişi tarafından  Açlık Oyunlarına benzetilsede, bence tek benzerlik alt kesimden bir isyancının sisteme kafa tutmasıydı. Açlık Oyunlarına bayılan biri olarak bu kitaba aşık oldum. :) Hele o çatlak yan karakterler yok mu. Okuyunca anlayacaksınız.

Gelelim kitabın konusuna;
Her distopya dünyasında olduğu gibi, bu kitapta da kast sistemi var. En alt tabakada olan Kızıllar yüzlıllar önce Marsa öncüler olarak yollanmış.Yer altında yaşıyorlar. Görevleri yer altındaki madenlerden Mars yüzeyinin yaşamaya uygun hale getirilmesi için gerekli gazı çıkarmak.Böylece Dünyadaki tüm insanlar Marsa taşınacak ve çabalarından dolayı Kızıllara müteşekkir kalacaklar. Uppsss! En azından Kızıllar öyle zannediyor.

Darrow 16 yaşında bir Kızıl. Öyle sıradan bir Kızılda değil. O bir CehennemDalgıcı. Yani madenlerde çok tehlikeli şartlar altında çalışıyor. Zor bir yaşantısı olsada halinden memnun. Ancak karısı Eo, bu sistemin yanlış olduğunu, kendilerinden birşeyler gizlendiğini ve sistemin en üstünde olup yönetim  elinde olan Altınların güvenilmez olduğunu düşünüyor.

Birşeylerin ters gidip Eo nun idam edilmesinin ardından Darrow dayanamayıp idam edilmesini gerektirsede eşinin cesedini indirip gömüyor ve kendisi de idam ediliyor. Gözlerini açtığında kendilerine Ares in Oğulları diyen bir isyan grubunun içinde buluyor kendini.Öğrendiği gerçekler kanını donduruyor.
İntikam ateşi o kadar taze ki, herşeyi göze alıp onlara katılıyor.


Ardından kendini sahte bir geçmiş ve yeniden yapılandırılmış bir vucutla Altınların çocuklarının girmek için birbiriyle yarıştığı Enstitü ye girmeye çalışırken buluyor. Elbette giriyor.Sonrası mı? Açlık Oyunlarını aratmayacak uzun bir sınav.





Mükemmeldi.Karakterlere bayıldım. Kurgu gerçekten güzeldi.Beni defalarca şaşırttı. Özellikle Apollon u böyle oyuna getirmelerine bayıldım. Çakal ın ikinci kitapta ortaya çıkacağını düşünmüştüm bu da beni şaşırttı. Oyundaki taktiksel hareketlere bayıldım. Altın Oğul kitabını merakla bekliyorum.





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...